Almanya’da seçim sonuçları: Ufukta dördüncü büyük koalisyon görünüyor

ALMANYA – Sonucu büyük bir merakla beklenen Federal Meclis seçiminden, çok az oranda hatayla anketlerin öngördüğü sonuçlar çıktı. Yine anketlerin öngördüğü gibi ülkeyi zorlu koalisyon görüşmeleri bekliyor. Yüzde 28,5 oy oranıyla seçiminden birinci parti çıkan Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) için fazla koalisyon seçeneği bulunmuyor.
Hür Demokrat Parti (FDP) ile Sahra Wagenknecht Birliği (BSW), yüzde 5 oy barajına takılıp Federal Meclis dışında kaldığı için CDU/CSU’ya sadece Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile koalisyon seçeneği kalıyor. Özellikle göç, ekonomi ve enerji alanlarında çok farklı politikaları olan iki partiyi zorlu koalisyon görüşmeleri bekliyor. SPD ile CDU/CSU arasında koalisyon kurulması halinde bu, dördüncü büyük koalisyon (GroKo) olacak. 2005 ile 2018 yılları arasında CDU’lu Angela Merkel başbakanlığında üç büyük koalisyon hükümeti görev yaptı. Almanya’da iki partinin koalisyonu büyük koalisyon olarak adlandırılıyor. SPD’li Başbakan Olaf Scholz, Merz’in başbakanlığında bir hükümette yer almayacağını açıklamıştı.
CDU/CSU ile Yeşiller’in milletvekili sayısı salt çoğunluk 316’ın altında olduğu için iki parti arasında koalisyon mümkün değil. Salt çoğunluğu sağlamış olsalardı bile yine koalisyon mümkün değildi, çünkü CSU Genel Başkanı Markus Söder, Yeşiller ile koalisyona karşı olduğunu her fırsatta dile getirmişti. CDU/CSU ile yüzde 20,8 oy ile ikinci sırada bulunan faşist parti Almanya için Alternatif’in (AfD) milletvekili sayısı salt çoğunluğun çok üstünde. Ancak hiçbir parti AfD ile koalisyon yapmayacağını açıkladığı için bu partinin herhangi bir koalisyon bileşiminde yer alması mümkün görünmüyor.
CDU/CSU BEKLEDİĞİ OYU ALAMADI, SPD TARİHİNİN EN DÜŞÜK OYUNU ALDI
Anketlerde oyu yüzde 30 ile 32 arasında olan CDU/CSU, yüzde 28,5 oyla seçiminden birinci parti olarak çıktı, ancak oy beklentisinin altında kaldı. CDU Genel Başkanı Friedrich Merz, ilk sonuçların açıklanmasından sonra Berlin’de parti binasında yaptığı konuşmada, ‘tarihsel bir sonuç’ aldıklarını söyledi. Merz, ülkenin acilen bir hükümete ihtiyacı olduğunu belirterek, hemen koalisyon görüşmelerine başlamak istediğini ifade etti.
SPD, Yeşiller ve FDP’den oluşan ve ‘trafik lambası’ olarak adlandırılan koalisyon hükümetinden 9,3 puan ile en çok oy kaybeden parti SPD oldu. 1863 yılında kurulmuş olan ve açık farkla Almanya’nın en eski partisi olan SPD, yüzde 16,4 oyla üçüncü sırada yer aldı, tarihinin de en düşük oyunu almış oldu. Berlin’de parti merkezinde konuşan Başbakan Olaf Scholz, sonucu ağır bir yenilgi olarak niteledi, yenilginin sorumluluğunu üstlendiğini söyledi. Scholz, partinin birlik içinde kalacağını, AfD ile de mücadeleye devam edeceğini vurguladı.
FDP FEDERAL MECLİS DIŞINDA KALDI, LİNDNER SİYASETTEN AYRILACAK
Trafik Lambası koalisyonunun SPD’den sonra en çok oy kaybedeni, 7,1 puan ile FDP oldu. Parti, yüzde 4,3 ile yüzde 5 oy barajının altında, böylece de Federal Meclis dışında kaldı. Alman Birinci Televizyonu (ARD) ile Alman İkinci Televizyonu’nun (ZDF) ortak yayınındaki liderler oturumuna katılan FDP Genel Başkanı Christian Lindner, partisi Federal Meclis dışında kaldığı için siyasi hayatını bitireceğini açıkladı.
Geçen aralık ayında resmen dağılmasıyla erken seçimleri beraberinde getiren koalisyondan en az oy kaybıyla çıkan parti Yeşiller oldu. Yeşiller’in oyu 3,1 puan kayıpla yüzde 11,7 oldu. Federal Ekonomi Bakanı ve partinin başbakan adayı Robert Habeck, ilk sonuçların ardından yaptığı açıklamada, geçen sonbaharda partinin oyunun anketlerde yüzde 10’nun altında göründüğünü, o zamandan bu yana oy kaybını epeyce azalttıklarını söyledi.
SOL PARTİ, BARAJIN ÇOK ÜSTÜNDE OYLA FEDERAL MECLİS’TE
Federal Meclis seçiminin üçüncü galibi, yüzde 8,8 ile yüzde 5 oy barajının çok üstünde bir oyla Federal Meclis’e giren Sol Parti (Die Linke) oldu. Bir-iki ay öncesine kadar partinin oyu anketlerde yüzde 3 ile 4 arasında görünüyordu. Sol Parti, 2012 seçimlerine göre oyunu 3,9 puan artırdı. Partinin ağırlıklı olarak gençlerin ve Alman vatandaşı göçmen seçmenlerin oylarıyla büyük sıçrama yaptığı tahmin ediliyor. Medya ve uzmanlar, partinin beklenmeyen yükselişini Federal Meclis Grubu’nun 36 yaşındaki başkanı Heidi Riechinnek’e de bağlıyor. Sosyal medyayı seçim kampanyasında çok yoğun kullanan Riechinnek’in, burada gençlere hitap ettiği, dolayısıyla gençlerin oylarını kazandığı ifade ediliyor. Ayrıca, partinin ılımlı bir göç politikasını savunan tek parti olması sebep gösteriliyor. İlk sonuçların açıklanmasından sonra gözyaşları içinde konuşan Riechinnek, Federal Meclis’te güçlü muhalefet yapacaklarını, sosyal konumu zayıf olanlar için politika yapacaklarını söyledi. Partinin eşbaşkanı Jan van Aken ise sonucu, ‘tarihsel bir başarı’ olarak niteledi.
Buna karşılık, Sol Parti’den ayrılıp Sahra Wagenknecht’in kendi adıyla kurduğu Sahra Wagenknecht Birliği (BSW), yüzde 4,97 ile yüzde 5 seçim barajının altında kaldı, dolayısıyla Federal Meclis’e giremedi. Oysa geçen yılın başında kurulan parti, anketlerde hızla yükselmiş, geçen eylül ayında yapılan Brandenburg, Saksonya ve Thüringen eyalet meclisi seçimlerinde bu üç eyalet meclisine de girmeyi başarmıştı. Medya ve uzmanlar, BSW’deki düşüşü, partinin göç ve ekonomi alanlarında seçmenleri ikna edecek program sunamamış olmasına bağlıyor. Ayrıca, geçen ocak ayının sonunda Merz’in düzensiz göçü önleme önergesine AfD ile destek vermesinin de oy kaybında etkili olduğu belirtiliyor.
HANDELSBLATT: MERZ’İ ZOR BİR YENİ BAŞLANGIÇ BEKLİYOR
Düsseldorf’ta yayınlanan ekonomi ağırlık Handelsblatt gazetesinde Martin Knobbe, ‘zor bir yeni başlangıç’ başlıklı yorumunda, Merz’i çok zor bir görevin beklediğini yazdı. Seçimi, ‘iyi bir seçim, tarihsel bir seçim’ olarak niteleyen Knobbe, savaş, Almanya’nın dünyadaki rolü ve refahın korunması gibi hayati konuların seçimde temel konular olduğunu ifade etti, bu yüzden seçime katılım oranının yüzde 83 gibi çok yüksek bir orana ulaştığını belirtti.
CDU’nun oy potansiyelinden tümüyle yararlanamadığını, bir önceki seçime göre sadece 4,4 puan artış sağladığını bildiren Knobbe, şu görüşleri ifade etti: “Merz, verdiği sözleri tutmalı, Avrupalı komşuların katılımı olmadan imkansız görünen düzensiz göçü nasıl önleyeceğini göstermeli. Halkın mali yükünü azaltmalı, bir Avrupalı başbakan olmalı.”
Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde yer alan yorumda da Merz’in işinin kolay olmadığı belirtilip, şu görüşlere yer verildi: “Almanya’nın Avrupa’daki rolünü yeniden ayarlamak zorunda. Atlantik ötesi ilişkilerde dramatik değişimler var, Rusya ile Ukrayna savaşı var, bu sorunlar çözüm bekliyor. Almanya Avrupa’da daha öncü bir rol oynamalı. Rusya ile ABD’nin Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı Avrupa olmadan bitirme girişimi karşısında neler yapacak? Bunu açıklığa kavuşturmalı. Düzensiz göçü nasıl bitireceğini de göstermeli. SPD ya da Yeşiller koalisyonla bunu nasıl başaracak?”
KOALİSYONDAKİ ÇEKİŞME VE KOALİSYONUN BİTMESİ SONUÇLARI BELİRLEDİ
Deutschlandfunk’ta yer alan yorumda ise, Trafik Lambası koalisyon hükümetinde yaşanan çekişmelerin ve bunların sonunda koalisyonun dağılmasının, seçim sonuçlarında belirleyici olduğu ifade edildi. Seçimden CDU/CSU, AfD ve beklenmedik bir biçimde Sol Parti’nin kazançlı çıktığı belirtilerek şu görüşlere yer verildi: “Halk, Trafik Lambası koalisyonundan memnun değildi, bu seçimlerde bu memnuniyetsizliğini gösterdi. Koalisyon ortaklarından en büyük kayba SPD ile FDP uğradı. SPD, tarihinin en büyük yenilgisini aldı. Magdeburg, Aschaffenburg ve Münih’teki terör saldırıları seçimde etkili oldu. Duygusal konularda Olaf Scholz çok zayıf; politika bazen duygular ve semboller üzerinden yapılıyor, Scholz bunu kavramadı. Yeşiller’in ana konuları olan çevre koruma ve iklim değişikliği bu seçimde geri planda kaldı, iç güvenlik ve göç temel konular oldu. FDP, koalisyon içinde kendisini öne çıkaramadı, konu ve personel bakımından yetersiz kaldı.”








